Ortadoğu kaynatan kazan misali neredeyse saat başı satranç stratejileri gibi dengelerin sürekli değiştiği bir yerde, içi boş propagandif çıkışlarıyla fatihçilik oynayan Tayyip, Irak Başbakanı Maliki’den oldukça ciddi bir zılgıt yedi. Aynı anda Mukteda Sadr da Türkiye’yi sert sözlerle eleştirdi.
Suriye’de tüm gücünü “Kürtlere statü”yü engellemeye veren Türkiye, “Hür Suriye Ordusu”na açık destek veriyor. Ancak gören gözler Suriye’de artık Kürtlerin statüsüzlüğü kabul etmeyecekleri, bu statünün öyle veya böyle sağlanacağını biliyor.
Türkiye, burnunun dibinde, Irak’tan sonra bir de Suriye Kürtlerinin “statü” sahibi olmalarını nasıl karşılayacaktır? Bu durumda Türkiye Kürtlerinin statüsüzlüğünün artık kabul edilebilir olmaktan çıkacağı ortadadır. Bu nedenle de Kürt hareketini mümkün oldukça yalıtmak ve zayıflatmak yolunda olan iktidar, “minimal bir çözümü” Kürtlere dayatmaktadır.
HPG’ ye yönelik “yeni konsept” devam ettirilirken, KCK’ ye de buna paralel bir eşgüdüm ile müdahaleler olacaktır; daha doğrusu KCK adıyla yasal Kürt siyasetine.
KCK tutuklamalarında “işadamları” ve “mele”ayaklıları da olgunlaştırılıyor.
“Teröre Kaynak Sağlama” yasası yeni bir “Varlık Vergisi” faciasına dönüşebilir; yani Kürtlerin malına el koyma, gasp etme.
Bin Mele diyanete alınacak ve “hizaya” gelmeyen melelere hapishane yolları gösterilecek!
Kürt hareketinin sendikalardaki yansımasına ve Kürt Hareketinin dostlarına yönelik müdahalelerle, tecrit edilecek ve “masaya” güçsüz oturması sağlanılmaya çalışılacaktır. Üniversite öğrencilerine yönelik absürt tutuklama serüveninin giderek dozajının artması gelecek krize yorulmalıdır. Krize karşı bir muhalefet odağı için en dirayetli yapılar, kesimler, Kürtler ve üniversite öğrencileri ile giderek emekçi halk kitlelerinden, sosyalist soldan çıkacaktır.
İçişleri Bakanı’nın Büşra Hocanın komünistliğini bir suçmuş gibi gündeme getirmesiyle örgütlü, ideolojik bir saldırı yürüttüğünü, bir başka bakan itiraf etti! KCK operasyonlarında, “eş güdüm”lü çalışıyoruz diyerek sosyalist sola yönelik saldırganlık daha da artacaktır. Böylece sosyalistler mahkemelerde süründürülürken onlar krizi kendileri lehine fırsatlara çevirmenin yollarını arayacaklardır.
Ancak, sistemin “devasa baskı aygıtının karşısında, militan bir örgütlenme faaliyeti ile süreklileşmiş, kalıcı, ilkeli ve iradeli bir muhalefet zemini yaratılabilir.
Devrimci Mücadele’de denilebilir ki: “yakıcı, şiddetli bir güneş altında insan yola çıktığı zamanı en güzel çiçeği koparmak için bile durup oyalanamaz.” (Balzac)
Unutulmamalı ki artık sistem, muhalefeti henüz embriyo halindeyken ezmeye ve yok etmeye programlanmış durumda. Bunun karşısına, zekice yöntemler geliştirilmeli ve boşa zaman harcanmamalı yani kaybedecek zaman yok...
Galiba bu sona uygun 70’lerin devrimci marşlarından biri ile yazıtımı bitireceğim.
Asya’nın batısından
Devrimciler haykırır
Ancak halk savaşıyla
Oligarşi yıkılır.
Devrimciler liderdir
Liderler hiç susmazlar
Oligarşi yaşarken
Oturup yorulmazlar
EHP Üyesi
1 No’ lu F Tipi Hapishane / Kocaeli
Önder Çarkçı'dan mektup var: 2012 yılına dair çok çeşitli çevrelerin yaptığı kriz analizleri ve uyarıları, giderek iktidarı daha fazla rahatsız ediyor.






Sibel Uzun
Gün Çağ Aydın
Hakan Öztürk
Gülsüm Kav
Veysel Aktaş
Vladimir İ. Lenin