“Liberal kapitalizmin ideologlarının gerçek bir fikri gangsterlik girişimiyle karşı karşıyayız. 2008 krizinin kendi modellerinin krizi olduğu gerçeğini unutturmaya çalışıyorlar.” diyerek liberallerin “fikri gangsterlik” yaptığını öne sürmektedir.
“Bugün liberal kapitalizmin ideologlarının gerçek bir fikri gangsterlik girişimiyle karşı karşıyayız. 2008 krizinin kendi modellerinin krizi gerçeği olduğunu unutturup, bu krizi göğüslemek için devreye sokulan kamu harcamalarını krizin nedeni olarak gösteriyorlar. Yıllar boyunca zenginlerin vergi yükünü azaltarak, kamu istihdamını daraltarak, sosyal güvenlliği daraltıp özelleştirerek piyasanın beğenisini kazanmaya zorlanan ülkeleri, şimdi de kamunun borç yükü nedeniyle daha fazla kemer sıkmaya zorluyorlar. Ama dikkat edin, liberallerin, finans baronlarının dayattıkları politikalarda zenginlerin on yıllardır giderek daha az verdikleri vergilerin arttırılması yok. Emekli maaşlarının azaltılması, kamu istihdamının daraltılması, orta-alt gelir gruplarının gelirlerinin azaltılması var. Zenginlerden daha fazla zenginleşerek alt tabakalara nimet yağdırma görevi veriliyor. Liberal kapitalizmin bu sınıf savaşının aktif unsuru olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla burada karşımıza çıkıyor. Çok kızdıkları anlaşılan “Wall Street’i İşgal Et!” hareketine katılanlar da tam bunu diyorlar zaten. İki taraf birbirini gayet iyi anlıyor.
İnsel’in “fikri gangsterliğinin” yanı sıra “fikri gangsterliğe” de göz atmakla gerçek daha iyi görülecektir.
Artık devletin “tek tip” üniformasını giyen, Kürtler başta olmak üzere sosyalistleri, feministleri, öğrencileri, çevrecileri, insan hakkı aktivistlerini vs... “dövme” hakkını elde ettiği görülüyor.
“Zabıta”nın öğrencilerin oturma eylemine müdahalesi ile EHP’li öğrencilerin MÜSİAD toplantısına katılmalarının “özel güvenlik” marifetiyle “müdahaleye” uğraması son bir iki örneği oluşturuyor.
Polis, asker şiddetinden sonra zabıta, özel güvenlik terörü ve nihayet itfaiyeci, AKUT vb. kurumlarının da “dayak” atma sırasının geldiğini düşünüyor insan!
Kapitalist terörün anlaşılması için yüzeysel olarak bir göz atılması dahi yeterlidir:
1. Uluslararası ordular (NATO) ve savaş koalisyonları (Irak, Libya askeri koalisyonları...)
2. Kapitalist ülkelerin orduları, iç güvenlik örgütleri/polis-jandarma-milis (bir iki ülke hariç tüm dünya ülkeleri için geçerli).
3. Kontgerilla ve istihbarat örgütleri ile sivil, faşist odaklar...
4. Burjuvazinin örgütleri olan “özel güvenlik şirketleri” adıyla kurulan “silahlı kanatları”… (ki bunlardan para da kazanıyorlar!)
Bu tabloya bakıp Kürtlerin ve solcuların şiddetinden dem vuran “aydınların” bir daha düşünmeleri gerekmez mi şiddetin kökenleri hakkında?
Silah kullanma tekelinin devlette olması gerektiği üzerine kurulan teoriler “Özel Güvenlik Şirketleri” ile birlikte berhava oldu. Meşruluğu tartışmalıdır...
Bireysel silahlanma için az veya çok mülk sahibi olmak yeterli.
Mülksüzlerin kendi canını korumaları için bile silahlanmaları mümkün değil!
Yani dünyanın yüzde biri dünyadaki neredeyse bütün silahlı gücüne sahipken yüzde doksan dokuzu ise bu “mutlu azınlık”ın teröründen, insafına terk edilmiş yüzde doksan dokuzunun taşından, molotofundan laf etmek ise gayri ahlaki kalır.
Sonuç olarak fikri ve fiziki gangsterlik düzenine karşı militan bir mücadele perspektifiyle geniş halk kitlelerine “gerçeğin” politikasını götürerek kazanılması bir ütopya değil, her zamankinden daha mümkün kılar devrimi... Çerokilerin de dediği gibi “Kehanet muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka birşey değildir. Hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır”
İyisi mi, mücadele rotasını en iyi anlatan Bertolt Brecht’in bir şiirini tekrarlayalım...
GENERALİM, SİZİN TANK!
Generalim, sizin tank da ne tank hani!
Ormanı yerle bir edebilir, yüz kişiyi ezebilir.
Ama bir kusuru var;
Bir sürücü ister.
Generalim,
yaman bir uçan kale şu ilerdeki.
Rüzgârdan hızlı uçar, filden çok yük taşır.
Ama bir kusuru var:
Bir pilot ister.
Generalim,
yararlı bir yaratıktır insan.
Uçabilir, öldürebilir.
Ama bir kusuru var;
Düşünebilir de.
Bertolt Brecht
EHP Üyesi
1 No’ lu F Tipi Hapishane / Kocaeli
Ahmet İnsel “Zenginden nur yağar mı?” diye sormuş (Radikal-iki/11.12.11).






Sibel Uzun
Gün Çağ Aydın
Hakan Öztürk
Gülsüm Kav
Veysel Aktaş
Vladimir İ. Lenin