Perşembe, 26 Ocak 2012 15:02

Manşet Getirdiği Gibi Götürür

EHPsibel_MANSET1Başbakan Erdoğan kendisinin sesi Zaman Gazetesi’nin 25. Yıl kutlamasında manşetler sayesinde iktidarı almasını şereflendiriyor.


Belli ki zamanında zoruna gidip hırs yapmış olduğu “muhtar bile olamaz” değerlendirmelerine atıf yaparak “Biz manşetlerle çarpışarak bugünlere geldik. Adeta manşetlerle savaştık” yanıtını veriyor.

Fakat bu manşet mefhumu neymiş arkadaş değil mi? Manşetle Başbakan devirebiliriz demek ki. Biz neye bu kadar uğraşıyoruz ki sadece manşet çalışalım o zaman. Facebook çağrılarını devrimin ön günü sananlar, maillerde her şeyi kurup dağıtanlar, iş başına. Bari oturun manşet çalışın da bir faydanız olsun.

Zaman manşetleri atmış, Tayyip Erdoğan diktasına kavuşmuş. Aman ne anlam, ne yüceltme, ne gazlama. Tutuklu gazeteciler sıralamasında dünya birinciliğine doğru koşuyoruz, kendi yayın organı gibi çalışan gazeteyi kral ilan ediyor. Biri kör diğeri sağır. Sözüm ona basına ne kadar önem verdiğini sergilemiş oluyor Başbakan.
Adalet mekanizmasının üstünde tepindikleri esnada AKP Hükümeti gırla özelleştirme, köprü yapımı, alım satım, devir teslim yaparak ekmeğimizden daha da fazla çalıyor. İşsizliğin sürekliliğini sağlamaya devam ediyor.
Hrant’ın katilleri affedilirken, Roboski’nin katilleri affedilirken, kadınların katilleri affedilirken, Diyarbakır’da insan kemikleri çıkarken AKP bir yandan parasına para katıyor.

Kayıp aileleri çıkan insan kemiklerinin peşini bırakmıyor, mezarları için başvuru yapıyor. JITEM’in katliamlarından tesadüfen kurtulduklarını dünü yaşar gibi anlatarak.

Binlercesi gibi Beyaz Toros’a bindirilerek götürülmüş, bugüne kadar haber alınamamış 23 insan bedeni, 29 aile başvurusu.

Aileler bir an bile nefes almamış evlatlarını kaybettiklerinden beri. Bir an boş bırakmamış kaybettiklerinin hatırasını.

103 yaşını geçmiş olan çınarımız Berfo Ana gibi. Oğlu Cemil Kırbayır’ı kaybettiğinden beri gözünü kırpmayı kendisine haram etmiş. O gözleri hiç bir süreç yıldırmamış.

Press filmini izleyin. Nasıl bir kabus, nasıl bir gözü dönmüşlük, nasıl bir sistematikle devlet politikasının bölge insanlarının ensesinde dolaştığını göreceksiniz.

Erhan Tuncel’i serbest bırakırken eli çabuk olan devlet, insan kemikleri çıkarken, 34 köylünün katliamını incelerken olabildiğince ağır davranıyor. Heron görüntüleri bir türlü izlenemiyor. Para verme işlemini hızla yapan kapitalist devlet incelemeyi bir türlü hızlandıramıyor.

JITEM ile hesaplaşma AKP’den geçmiş görünüyor. İstediği kadar Kürtlerin mücadelesine saldırsın. Laf cambazlığı ile kapatmaya çalışsın. Tayyip Erdoğan’ın yolu böyle yaptığı sürece Tansu Çiller’in yolu ile bir yerde birleşiyor. Bildiğimiz kısmını onaylayıp asla başka bir adım atmayarak. Atmadığın adımların hesabını, elbet verirsin sandıkta.

Bu kafadaki hükümet, Hrant Davası ile Roboski katliamının kapanmayacağını söylese de ne yapar? BDP’nin konuyu meclisin takip etmesi için verdiği önergeyi direkt reddeder. Derdi karanlıklarda pazarlıklarını sürdürebilmek.

İnsan kemikleri Diyarbakır’da merkezi bir yerde ortaya çıktı, devlet kazı yapayım diye karar vermeden çıktı. Uzaklarda kaç insan bedeni yatıyor acaba? Kararlı ve sistematik bir kazı yapılsa kaç insan bedeni ile karşılaşacağız? İnsanlık bunu affedermi hiç? İnsanlık peşini bırakır mı hiç?

Türkiye bu şekilde arınma süreci yaşıyor. Nasıl? Yıllardır aileler, kayıp mücadelesi verenlerin söylemiş olduğunu devlette bugün onaylıyor. O kadar.

Cemil Kırbayır’ı geçen sene kaybettiğini itiraf eden, tüm sürecin sorumluları ve belgelerini gösteren raporu yayınlayan devlet durduğu yerde duruyor. Raporunda geçen kişileri, belgeleri, sorumluları ortaya çıkaracak yargıyı dondurmuş durumda. Dondu kaldı orada AKP.

Cumartesi Anneleri mücadelesi, kayıplar mücadelesi itiraf ettirme kazanımını elde etti. İtiraftaki tüm sorumluların yargılanması kazanımını da elde edecek.

Cemil Kırbayır sizin karşınıza öyle bir dikilecek ki savcınızda, hakiminizde, meclisiniz de beş para etmeyecek.

154. kez Diyarbakır’da süren kayıplar mücadelesi bu süreci ilerletecek.

356. kez İstanbul Galatasaray Meydanı’nda süren kayıplar mücadelesi bu süreci ilerletecek.

Manşetler önemlidir. Ama bizi kurtaracak Hrant’ı kurtaracak, Roboski’deki köylülerinin hesabını soracak dünyayı kurtaracak olan örgüttür, örgütlülüktür. Örgütlü gücün sürekliliğidir. Cumartesi Anneleri’ndeki örgütlü mücadeledir.

Cumartesi Anneleri örgütlenmek isteyen, hesap sormak isteyen, çıkan insan kemiklerinin hesabını sormak isteyen herkesin meydanıdır.

Manşet budur. Başbakan’ı götürecek manşet budur.

Sibel Uzun/  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir  /26.01.2011


Diğer Haberler

Dünya Ahvali ve Finansal Kriz

Dünya Ahvali ve Finansal Kriz

Korkut Boratav’la kapitalizmin dünya konjonktüründe yaşadığı krizleri, krizlerin gelişimsel süreçlerini ve Türkiye’ye ve diğer ülkelere yayılan işsizliği konuştuk. ...

'Büyüme İstihdam Yaratmıyor'

'Büyüme İstihdam Yaratmıyor'

Ekonomi | Türkiye dünyada ikinci en hızlı büyüyen ekonomi oldu.

OECD Ülkelerinde Büyüme Yavaşlıyor

OECD Ülkelerinde Büyüme Yavaşlıyor

OECD ‘Geçici Ekonomik Değerlendirme’ raporunda dünyadaki ekonomik büyümenin yılın sonuna doğru daha da yavaşlayacağını açıkladı.

Soros: Kriz Kontrol Edilemiyor

Soros: Kriz Kontrol Edilemiyor

Ünlü yatırımcı George Soros, Euro Bölgesindeki borç krizinin, 2008’deki Lehman Brothers krizinden daha büyük sonuçlar doğuracağını belirtti. ...

IMF: Yaz Sonunda Ciddi Kriz Geliyor

IMF: Yaz Sonunda Ciddi Kriz Geliyor

Kriz söylemlerine hergün yenisi eklenirken IMF Başkanı Christine Lagarde’de durumla ilgili açıklamalarda bulundu.

Moody's: Kriz Geliyor

Moody's: Kriz Geliyor

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in baş ekonomisti Mark Zandi’ye göre ABD ekonomisi resesyona çok yakın.

Yazarlar

Sibel Uzun - avatar Sibel Uzun

Müzakere

Gülsüm Kav - avatar Gülsüm Kav

Metin Lokumcu

Vladimir İ. Lenin - avatar Vladimir İ. Lenin

Ganimetin Paylaşılması