
“Özerk-Demokratik Üniversite” talebi Özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra öğrenci hareketinin başat gündemlerinden biriydi. 32 yıldır bu mücadeleyi sürdüren öğrenciler defalarca kez bedel ödedi. Darbeden bu yana disiplin soruşturmalarının önü hiç kesilmedi. Öğrenci hareketi dönemsel olarak en yüksek seviyesine her ulaştığında güçlü bir soruşturma dalgası ile karşılaştı. Soruşturmalar öğrenci hareketinin hızını kesemediğinde ise devreye tutuklamalar girdi. Bu tip saldırılarla öğrenci hareketi ve egemen ideoloji arasında süregelen “kapışma” hep devam etti.
YÖK'ün kuruluş yıldönümünde gerçekleştirilen protestolarda ise öğrenci hareketinin gündeminde ilk sıralarda yer alan başlık ise “Özerk-Demokratik Üniversite” talebiydi. İlk bakışta “naif” bir talep gibi gözüken bu başlık öğrenci hareketinin ulaşmak istediği temel hedef halini aldı.
Üniversite'de soruşturma ya da olası başka bir gelişmede bırak rektörle görüşmeyi rektörlük önünde beklemek bile kolay olmazdı. Üniversite yönetimlerinin standart saldırı yöntemlerinden biri ise faşist ve polisle işbirliği gerçekleştirerek devrimci öğrencilere karşı şiddet kullanmaktı. Bu senaryo yine devrimci öğrencilere soruşturma açılarak sonlandırılırdı.
Bu süreç yakın zamana kadar hep böyle ilerledi. Hatta dün Osmangazi Üniversitesi'nde MÜSİAD toplantısını protesto eden bir devrimci öğrenciye soruşturma açıldığını öğrendik. Birçok üniversitede hal böyleyken Hacettepe Üniversitesi'nde ise olumlu gelişmeler oluyor.
Hacettepe Üniversitesi rektörü tüm öğrenci kesimleri ile masaya oturarak üniversitenin birçok sorunsalını beraber çözmeyi önerdi.
Bu çözüm aşamasında birçok olumlu başlık yer alıyor. Hatta alınan kararları organize etmek üzere öğrenci ve idari kadronun beraber yer aldığı bir koordinasyon oluşturuldu. Rektör tüm soruşturmaları geri çektiğini açıkladı ve artık kampüste siyaset serbestliği olacağını duyurdu. Bu tip konuların dışında iyi bir akademik eğitim sağlanabilmesi için de atılan adımlar var.
Öğrenci hareketinin birçok bileşeni ise bu konuyu son derece olumlu bularak beraber yürüyor. Hacettepe Üniversitesi hep devrimcilerin yoğun olduğu bir üniversiteydi. Tabi bu devrimci öğrencilere soruşturma açılmasına, sert saldırılar gerçekleştirilmesine engel bir durum değildi.
“Peki, üniversite yönetimi samimi değilse” gibi sorularda dolanmaya başladı dillerde. Bi kere samimi olmasa dahi atılan adım önemli bir adım. Öğrenciler konuyu “paçasından” bi kez yakaladı mı artık bundan geri dönüş yok. Özerk ve Demokratik bir üniversitenin yaratılabilmesi için idari kadro ve üniversite emekçilerinin aynı masaya oturup birlikte, tartışarak karar alması şart.
“Peki, bu tartışmalardan, toplantılardan hiç bir şey çıkmazsa ne olacak”. Bu soruyu düşünmeye bile gerek yok, bu süreçten olumlu bir şeyler mutlaka çıkacak. Beraber gerçekleştirilen toplantıda alınan kararların altına imza atılıyor bir kere. Ayrıca bu süreç olumsuz sonuçlanırsa, herkes bunun nedenlerini birilerine açıklamak zorunda olacak.
Bu süreç büyük bir titizlilikle ele alınmalı ve yürünmeli. Öğrencilerin bu süreçte hatasız ilerlemesi gerekiyor. Atılan her adım dikkatle incelenmeli, öncesi ve sonrası mutlaka değerlendirilmeli. Bu fırsat önümüze bir kez gelmişken en azından öğrencilerin hatası nedeniyle olumsuza dönüşmemeli. Bizlerin hata payı ne kadar az olursa beraber yürüme imkanı da o kadar çok olur.
Bu tip bir süreçte üniversite de sağcıların, faşistlerin örgütlenme ihtimalinin ortaya çıkmasından da endişe etmeye gerek yoktur. Kendine güvenen bir devrimci hareketin bulunduğu alanda bu tip örgütlenmeler varlık bulamaz, bir varlık nedeni yaratamaz. 12 Eylül'den önce Fatsa'da yaratılan doğrudan demokrasi deneyimi halkın büyük oranda rızasını almamış mıydı? Bizimkiler orada kendine ve siyasetine güvenerek hareket ettiği için bir an olsun paniğe kapılmadı. Böylesine ele alınan bir süreçte faşistler Fatsa'da bir varlı nedeni dahi bulamadı. Şimdi orası Fatsa'ydı burası Hacettepe diye düşünmeye gerek yok. Yaşanmış olan her deneyim diğerine örnek teşkil eder. Bu sebeple geçmiş deneyimler mutlaka incelenmelidir. Fatsa örneği yetmediyse ODTÜ ÖTK'nın nasıl bir süreçte gerçekleştiğini, devrimcilerin o süreçte nasıl tavır aldığını mutlaka bilmek gerekir. Öğrenci hareketi dahi kendi içinde yeterince deneyim biriktirmiştir. Tüm bu gerekçelerle faşistlerin ve gerici, sağcı örgütlenmelerin Hacettepe'de kümelenmesi olanaklı değil. Devrimci hareketin güçlü bir örgütlülüğünün ve gerçekten öğrenci temsiliyetini sağladığı bir yerde bu tip yapılanmalar vücut bulamayacaktır.
İşte tüm bu nedenlerden dolayı öğrenci arkadaşlarımızın yolu açık olsun. Her kuşak kendine özgü deneyimi yaratabilir. Her zaman geçmişe öykünmeye de gerek yoktur. İşte şimdi kendi deneyimini yaratma zamanıdır. Gelecek kuşaklara iyi bir devrimci miras bırakabilmenin tek koşulu süreci örgütlerken asla tasarruflu olmamaktır. Devrimci mücadeleyi ileriye taşıyacak olan irade kendi deneyimlerini yaratma çabasının içinde gizlidir.






Sibel Uzun
Gün Çağ Aydın
Hakan Öztürk
Gülsüm Kav
Veysel Aktaş
Vladimir İ. Lenin